 |
 |
 |
 |
|
28 Ocak 2008 - Fincanın İçindekiler |
|

Editör'den : İktidara sahip olanlar!.. |
Merhabalar,
Nereden başlayacağımı düşünürken bir eposta aldım. Şöyle diyordu;
"8 Fonksiyonlu dua okuyan bebek.
Sağ elini sıktığınız zaman İhlas Suresi´ ni okur.
Sol eline sıktığınız zaman Sübhaneke Duası´ nı okur.
Göğsüne bastığınız zaman Fatiha Suresi´ni okur.
Sağ ayağını sıktığınız zaman türkçe dua eder.
Sol ayağını sıktığınız zaman türkçe ilahi okur.
Sağ bacağını sıktığınız zaman annnecim uykum var der.
Sol bacağını sıktığınız zaman babacığım der.
Biberon veya emziği ağzına taktığınız zaman emme sesi çıkartır.
Dua okuma veya konuşma süreci boyunca ağzı hareket eder.
Emzik emer süt içer uyur."
Hemen aklıma çocukken anlattığım bir fıkra geldi. Papağan satıcısı müşterisine papağanı övüyor, "Bir ayağını çekersen ingilizce, diğerini çekersen fransızca konuşur." Müşteri soruyor; "Peki iki ayağını birden çekersem?" Papağan atılıyor; "Düşerim be eşo...eşek!" Bizim de iki ayağımızı çekmek üzereler papağan kardeş. Düşüp ayaklar altında ezilir miyiz yoksa senin gibi cesaret gösterip, sunturlu bir küfür mü sallarız, henüz bilmek mümkün değil. Hâlâ alternatifleri yitirmediğimizi düşünmek istiyoruz.
Atatürk sanki yıllar öncesinden görmüş durumu ve diyeceğini demiş; "Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. " İşte bu güzelim memleket, bu cümlenin öznesi olan "iktidara sahip olanlar"ı görenler ve görmeyenler olarak bölünmüş durumda. 22 Temmuz'u bir milat olarak görenler, artık bu zaferi laik Türkiye Cumhuriyeti'ne, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı kazandıklarını haykırma cesaretini bile gösterebilmektedirler. Bez koalisyonu, laf ola beri gele bir hak hukuk savaşı varyetesiyle Anayasa yazmaya çalışırken, devlet televizyonuna çıkan sözde aydın dangalaklar, laikliği yeniden tarif etmenin peşine düştüler bile. Millet tartışırken, üniversite yasakları başlı bezlilerce çoktan delinmiş. MHP, payandalığını üniversite ile sınırladığını fısıldayadursun, köprüye geçene kadar ayıya dayı diyenler kıs kıs gülmekte, "Üniversite yetmez, lise, ilköğretimde de olmalı, hizmet alan veren ne demek, her yerde beze özgürlük!" diyenlerin ağızlarından salyalar akmakta. Ey kandırılmış, bindirilmiş koyunlar, size diyorum. Bez oyununa gelmeyin, beze özgürlük diye demokrasi havarisi kesilmeyin, etrafınıza bakın. Biraz saksıyı çalıştırın. Bugün bez başınızı, yarın ağzınızı öbür gün de gözünüzü bağlayacak ve iş bitecek. Uyanık olun, bu oyuna alet, bir karış beze kul olmayın.
Memleket kafayı bezle bozmuşken Güneydoğu'da bölücü propanda, provokasyon, ajitasyon, ne derseniz deyin, tüm hızıyla sürüyor. Gemi azıya almış kendini bilmezler, "Mecliste yer yoksa, dağa çıkarız." "Federasyon neden olmasın?" gibi ipe sapa gelmez incileri sıralıyorlar. Böylesi hassas bir dönemde başımızda bu karar vericilerin olması ise yaşayacağımız en büyük talihsizlik olsa gerek. Yazık, yazık oluyor bu koca memlekete!.. Esenkalın.
Bir sonraki sayıda buluşuncaya kadar bulunduğunuz yerden bir adım öne çıkın. Sevgiyle...
Cem Özbatur
|
 |
Kahveci : Zühre Meryem Kaya Ben Böyle Şey Gördüm! (2) |
|
yapılan sıralamada sonlara atılmıştı. Ard arda yayına katılan yerel ve ulusal özel kanallar kumandada yerini alırken "Aaa bak bilmem ne kanalı çıkmış." diye, sevindi insanlar. O özel kanallar telaffuzu bile zor özel paralar kazandılar ve halen de kazanmaktalar.
Televizyonda ki kanal sayısı arttıkça izlenecek şeyde -gerekli ya da gereksiz- arttı. Yeni yıla girerken biraz izlenip etkisinde kalınan filmlerden olacak, biraz da insanların eğlenmeye ihtiyacı olduğundan -Eee darbenin yaraları yeni yeni kabuk bağlamış.- yılbaşı telaşı insanları sarmaya başladı. TV kanalları insanlara ne izleteceklerini ve onları nasıl eğlendireceklerini -oyalayacaklarını- şaşırttılar. En ünlü şarkıcılar o gece TV kanalına ipoteklendi ve hazırlanan programın tanıtımı "Tam 24.00 da sizlerle…" diye, günler öncesinden yapıldı. El hüneri keramet olan sihirbazlar, fasıllar, horon halay çiftetelli havaları, bir coşku bir gümbürtü… Ama hiçbiri bir kanalın akıl edip çıkardığı dansöz kadar izlenmemişti! Öyle dediler ve devam ettiler kadını bu renk cümbüşünün baş aktörü yapmaya. Şikâyetler oldu ilgili kuruma -Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK)- "Dansöz erken saatte çıkıyor." diye. Sadece o dönem için 24.00'dan sonra çıkmaya başladı dansözler.
Olan olmuştu artık. İnsanlar TV karşısına keyifle kurulup, ayağına kadar gelen bu eğlenceye bırakmıştı kendilerini. Öyle ya gidilse bir eğlence yerine bir aylık para -tabi aylık varsa - verilecekti. Oysa evde az masrafla evin sıcak konforunda annelerin hazırladığı pastalar, börekler, tatlılar, özenle hazırlanmış sofralar… Akşam babanın getirdiği çerezlerle ve çikolatalarla evde televizyon keyfi tam bir eğlenceye dönüşürdü. Bu konforla insanlar televizyon karşısında yerini aldı ve eğlencenin dibine vurdular. Yeni yıl oldu, yıllar yeni oldu, yeniden darbe oldu "hiç" yere. Pisipisine gerilere doğru sürüklenip duruldu bu ülkede. İlerlendikçe dibe vuruldu, hatta ilerleyen hiçbir şey kalmamıştı.
Eğlenmeyi sevdi insanlar. Aslında eğlenmek değildi bu, öyle morfin yemiş bir hasta gibi etrafta olup bitenlere kayıtsız kalacak kadar uyuşuk olmaktı. Televizyonlarda her geçen gün uyuşukluğun dozunu arttırdılar. Sadece yılbaşlarında olan bu eğlence programları haftanın yedinci gününe, oradan da bulaşıcı bir hastalık gibi haftanın her gününe sıçradı.
Yıllar yenilendi ama her şey aynı kaldı diye düşündüm ben hep ve öyle de oldu. Tek ilerleyen dibe vurmaktı…
Zühre Meryem Kaya z.meryemkaya@gmail.com
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?
Rating:          6 Kahveci oy vermiş. |
|
Yazdırmak için tıklayınız.
|
KAHVE-TUR : Cem Polatoğlu |
SÖMESTRE VE YAZ TATiLLERi
Pilavcı geldiii. Temcit pilavı bu. Gerçekleşene kadar her sene bir kez yazacağım. Çünkü dünyada yine "birtek benim ülkem" kalsın istemiyorum. Konuya ilişkin en son duyduğum muhalif söz; "İyi ama bölgelere göre tatilleri ayırırsak, bunlar yarın bölgelerin de ayrılmasını isterler."
Hadi size iyi tatiller!
SÖMESTRE VE YAZ TATiLLERi BÖLGELERE GÖRE AYRILSIN !
70 Milyonun Hurraaa hep beraber sömestre ve yaz tatillerine çıktığı başka bir "Turizm Ülkesi" var mı? YOK! 6 Milyonluk İsviçre dahil hemen tüm Avrupa ülkeleri ve Amerika, Sömestre ve Yaz tatillerini bölgelerine, kantonlarına, eyaletlerine göre ayrı ayrı dönemlerde kullanır. ÖSYM imtahanı değil ki bu, herkes aynı dakikada aynı müfredatı görsün, tatile de aynı anda başlasın.
Doğuda kış ve kapanan yol koşullarından, yakacak yetersizliğinden 2 ay duran eğitim yerine, en baştan 2 ay Sömestre tatili vermenin ne gibi bir mahsuru olabilir? Doğu, yazın 3,5 ay tatil yerine iki ay yaz tatili ile yine herkes için 200 gün olan müfredatını doldurabilir.
Ekin ve hasat zamanı çocuğunu okula gönder(e)meyen çiftçinin bölgesinde okulu geç açsak, ama geç de kapatsak.
Turizm (Güney) bölgelerinde sömestre tatillerini kısa tutup, yaz aylarında okulları o cehennem sıcağında kapatsak, yaz döneminde turistik yörelerde çalışıp ailesine katkıda bulunmaya, yabancı dilini geliştirmeye çalışan öğrenciye daha faydalı olmaz mıyız?
Sonuçta her öğrenci için senede 200 gün müfredat varsa, yine 200 gün müfredat görecektir. Öğrenci ne bir gün eksik, ne bir gün fazla eğitim görecektir. Oysa şimdi öyle mi? Doğu iklim şartları nedeni ile hersene en az 40-50 gün eksik eğitim görmektedir. Güneyde ise öğrenci yaz sıcaklarında +40 derecede beyin kaynatmaktadır.
Peki ya başka avantajları veya dezavantajları?..
• Bu sistemde her bölge yine 15 gün sömestre tatili yapmasına rağmen Türkiye genelinde sömestre tatili 15 günden 2 aya yayılacaktır.
• Özellikle Sömestre tatillerinde yoğunluktan dolayı uçaklarda ve otobüslerde yer bulunamamaktadır. 15 gün yerine 2 aya yayılmış, genişletilmiş period'da daha ekonomik ve rahat ulaşım temin edilir.
• Yaz tatili ise; en az 1,5 ay daha uzayıp 3 aydan 4,5 aya yayılacaktır. Dikkat! YA-YI-LA-CAK-TIR… Öğrencinin müfredatı ve okulda geçireceği gün sayısı ASLA değişmeyecektir.
• Turizm sezonu iç turizm için genişleyecektir. İç turizm trafiği en az %30 artacaktır.
• Oteller satışlarını kısa döneme sıkıştırmak zorunda olmadıkları için daha uzun süreli turizme açık olacaktır.
• Dolayısıyla oteller daha uzun süreli doluluk oranı yakalayacakları için Otel fiyatları daha düşük olacaktır. Çarpıcı bir Örnek: Uludağ'da sömestre dönemi fiyatları ile 1 gün sonrası veya öncesi arasında 3-4 katı fiyat farkı vardır. Sömestre de yer bulabilirseniz gecesi 200-250 YTL olan otel, sömestreden 1 gün sonra 60 YTL'ye müşteri bulamamaktadır. Oysa iki ay süreyle devam edecek bir Sömestre sezonunda gecelik fiyatlar ne 250 YTL ne de 60 YTL olacaktır. Fiyatlar ikisinin arası ve daha çok kişinin faydalanabileceği "makul" rakamlara inecektir.
• Yazın da tatil yörelerinde ki otellerde durum böyledir. Okullar kapanmadan geceliği 30-40 YTL olan otel, okulların kapanması ile birlikte fiyatını 100-150 YTL'ye çıkarmaktadır. Yeni sistemde Haziran 29 - Eylül 15 kıskacı yerine Mayıs, Ekim aralığında daha makul rakamlarla daha çok kişi, çok daha uygun fiyatlarla tatil yapabilecektir.
• Seyahat Acenteleri tarafından bakacak olursak, kısa dönemde belirli 3-5 güçlü acentenin yararlanabildiği dağ tesislerinden orta ölçekli acenteler de faydalanacaktır. Ör; Uludağ'da kışın sadece 7-8 güçlü acente çalışabilmektedir. Oysa Sömestre tatillerinin 15 günden 2 ay'a yayıldığı bir sistemde daha çok acente devrede olacak, Oteller sadece 15 gün değil 2 ay doluluk yaşayacaklardır. Unutulmamalıdır ki; bugünkü durumda Yurtiçindeki "Kayak Otelleri"nin fiyatlarının pahalılığı nedeni ile Sömestre tatillerinde yurtdışına yapılan kayak turları, çok daha güzel tesislerde uçak dahil olmak üzere çok daha ucuzdur.
• Bu arada yurtdışından "kayak turları" için turist getiren acenteler ve Dağ otelcileri, daha fazla ücret ödeyen yerli turisti tercih ettiği için yabancı turistleri sömestre döneminde bu tesislerde konaklatamamaktadır. Bu da Türkiye'ye kayak turizmi için "back to back" (arka arkaya) uçak kiralayan şirketlerin "zincirini" bozmaktadır. Bu maliyeti arttıran bir unsurdur. Maliyetin artması ise kayak turizmi için daha az turist gelmesi sonucunu doğurmaktadır. Ör. Palandöken'e Rusya'dan gelen turistler.
• Ülke ekonomisi ise, sömestre tatillerinde adeta "DURMAKTADIR". Çünkü; Ancak Ekonomiyi elinde bulunduran kitle bu fiyatlarla Sömestre tatilinde seyahat edebilmektedir. Bu dönemde hiçbir çocuklu şirket yöneticisini yerinde bulamaz, evrak imzalatamazsınız. Bu değişimin Ekonomide sürekliliğe de katkıda bulunacağı açıktır. Bilgi için; Ticaret Odaları
• Hava trafiğinin yanı sıra, iç turizmdeki kara trafiğinin de rahatlayacağı ve "daha az kaza riski"nin olacağı kesindir. Bayram ve Sömestre dönemlerinde normale göre yaklaşık 25 katı daha fazla kaza tespit edilmiştir. Bu konudaki istatistiki bilgiler Trafik Bölge Müdürlüklerinden alınabilir.
• Sonuçta; trafikten-ekonomiye, uçaktan-otobüse, otelden-acenteye, hem fiyatlarda hem de yer bulma konusunda genel bir rahatlama oluşur, sömestre ve yaz döneminin yayılmasından dolayı oluşan ucuzlamadan da nihai tüketici faydalanır. Daha çok ve daha dar gelirli insanımız seyahat etme kabiliyetine erişir.
Bu bölgeler; Marmara ve hatta sadece İstanbul, turizm potansiyeli açısından çok yüksektir. Türkiye'de Seyahat eden kitlenin % 60'ı Marmara bölgesinin tüketicileridir. Bu nedenle mümkünse İstanbul'u da iki yakasına göre ayırmalıdır. Aşağıdaki örnekleme sadece 2007-2008 dönemi için pratik gösterimdir. SADECE ÖNERİDİR. Elbette bölgenin coğrafi durumu, hasat, ekim zamanları, Turizm bölgelerindeki illerin durumu yetkililerce tekrar değerlendirilecektir.
Cem Polatoğlu
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?
Rating:          2 Kahveci oy vermiş. |
|
Yazdırmak için tıklayınız.
|
 |
Kahveci : M.Nihat Malkoç FİLİSTİNLİ YASER'İN GÖZYAŞLARI |
|
Sabahın ayazında üşüyor ellerim, buz kesmiş yırtık ayakkabılarımın deliklerinden fırlayan parmaklarım… Güneş bulutların arasından kısık aydınlığını gösterse de değmiyor zamana yenilen ve zamanla ezilen bedenime sıcaklığı… Güneş aydınlatamıyor biriken karanlıklarımı. Ben gözlerimi dünyaya açalı beri gönül heybemde karanlıklar biriktiriyorum. Bu benim tercihim olmasa da hayattan payıma düşen karanlıklardan gayrisi değil.
Herkes anne ve babasının gölgesinde saadet şarkıları söylerken, sımsıcak yuvalarında özgürlüğün doyumsuz lezzetini tadarken ben bir yetim, bir öksüz ve bir zavallı olarak bu kara kışın ortasında kaderime ağlıyorum. Âhlarım göklere yükseliyor. Göklerden yere kurşun gibi dökülüyor karlar... O kurşunlar altında buz kesiyor soluklarım. Ben kurşundan, bombadan başka bir şey görmedim bu kutsal ve kanlı topraklarda. Bu yüzdendir ki teşbihlerim kurşunlara endeksli… Zira göğümüzde kurşunlardan başka ne gördük ki!...
Haysiyet çoktandır uğramıyor bizi bu hayata mahkûm edenlerin mahallesine. Onlarla aramızda birkaç yüz metre mesafe olsa da onlar baharı, bizler ağır kışı yaşıyoruz gönül coğrafyamızda. Nedense bize zulmedenlerin çocuklarının canı yanmıyor. Onlar bizim âhlarımızı, ağlamaklarımızı ninni sayıp mışıl mışıl uyuyorlar kuştüyü yataklarında. Çocukların milliyeti olmaz. Onlar bizim kardeşlerimiz. Fakat onların ruhlarını da taş kesmek için gece gündüz çalışıyorlar. Onlar da yarın karşımıza bombalarla çıkacaklar. Bizse onlara sadece sapanlarla ebabil kuşlarının ağızlarında taşıdığı pişmiş taşlardan atabileceğiz.
Gül bahçeleri yanıyor bu topraklarda… Sığınaklarda geçiyor zamanlarımız. Karanlığın insafına sığınıyoruz gün ışığında. Işığımızı çaldı zamanın efendileri… Ellerimize geçirdikleri kelepçeleri şimdi de ruhlarımıza geçirmek istiyorlar. Mum ışığıyla karanlık geceleri aydınlatmaya çalışsak da zalimlerin sert rüzgârları mumlarımıza yanma fırsatı tanımıyor. Mumun kısık alevi ısıtmıyor buz kesen bedenimizi. Uzaktan gelen ışığın huzmeleri yetişmiyor gözbebeklerimize. Çekilin bulutlar, çekilin ki güneş bize de gülümsesin. Dünyayı parselleyen zalimler şimdi de güneşi parsellemenin savaşını veriyorlar. Fakat ne eylerse eylesinler içimize doğan, ruhlardaki karanlıkları boğan iman güneşini söndürmeye güçleri yetmeyecek. Canımızı alsalar da imanımızı alamayacaklar. Zira zafere adanmışlar yürek kalelerini muhkem tutuyorlar. Başımızda boza pişirseler de bu kale hiçbir zaman düşmeyecek.
Şimdi mumlar pervanenin rüyasını görüyorlar. Gerçek özgürlük için sözde esareti seçenler büyüdükçe büyüyor yürek semalarında. Yoksa esaret bizim alnımıza yazılmış bir yafta mıydı? Hissiyatım alev ateş yanıyor. Belleğim fetret devrini yaşıyor besbelli… Uyku girmiyor kan çanağı gözlerimize. Derman inmiyor şarapnellerle parçalanan dizlerimize.
Birileri moda gereği yarı çıplak yaşarken bizler yoksulluğun pençesinde bu hâl üzere yaşama mecburiyetinde kalıyoruz. Yarı giyinikler, soyunukların âhını ve günahını taşıyor omuzlarında. On yıllardır sabır memesinin acı sütüyle besleniyoruz. O kara sütü ak kaşıkla içsek de içimizdeki karanlıklar dağılmıyor. Seherler tebessüm etmiyor sabahlarımıza.
Siyonizm'in gölgesinde bile olsa onurla yaşamak içindir bu ölümler… Daha doğrusu ölümler kutlu diriliş için atılan mukaddes adımlardır bizim için… Bizlere hayat hakkı tanımayanlar gül bahçelerimize zakkumlar diktiler. Mermilerin merhametine mahkûmuz şimdi… Barutlar tomurcuklara açma fırsatı tanımıyor. Her gün kırılıyor dallarımız… Feryadımızın kurşundan ağırlığını taşıyamıyor gökler… Zulmün saltanatı mazlumların bedenlerini çiğneyerek yükseliyor. Artık taşıyamıyor bu cılız ayaklar sırtımıza yüklenen kurşundan ağır acıları… Kalleşlik boy veriyor haram topraklarda. Ağlamaktan kan çanağına dönen yaşlı gözlerimizi silecek bir merhametli el bekliyoruz. Anneler evlatlarına, evlatlar annelerine doyamadan kara toprağa giriyor. Acılar filizleniyor toprağın kara bağrında. Âh annemin sureti düşüyor her gece rüyalarıma… Babamla el ele dolaşıyorlar cennetin doyumsuz bahçelerinde. Özlüyorum özgürlüğü, kendim olmayı, kendim kalmayı özlüyorum…
M.Nihat Malkoç mnm61mnm@hotmail.com
Bu yazıyı arkadaşına önermek ister misin?
Rating:          2 Kahveci oy vermiş. |
|
Yazdırmak için tıklayınız.
|
 |
YILDIZINIZ KIPIR KIPIR, YA SİZ?
Ailenizin Yıldız Falcısı : Nurettin Özdemir |
|
KOÇ (21 Mart-20 Nisan) Yeni haftanızda başarılara ulaşmak istiyorsanız kesinlikle ortaklaşa çalışmalara yönelmelisiniz. Bu size zor gelse de mutlaka denemelisiniz. Yeni haftanız sizlere yardımcı olmaya hazır sevgili koçlar.
BOĞA (21 Nisan-20 Mayıs) Beklentilerinize saplanıp size pek önemli gelmeyen konuları ihmal etmemelisiniz. Yeni haftanızda alacağınız kararlarda yapıcı olun.. Böylece haftanızın nimetlerinden yararlanacaksınız.
İKİZLER (21 Mayıs-21 Haziran) Geçmişle ilgili bir konuda yeni gelişmeler olacak ve bazı şeyleri daha iyi anlayacaksınız. Ailelerinizden gelecek destekler sayesinde bir mücadelenizi nihayet kazanacaksınız. Kararlı olursanız karşılığını alacaksınız.
YENGEÇ (22 Haziran-22 Temmuz) Halledilmesi gereken bir meseleniz var sevgili yengeçler. Bu yarım kalmış bir dosya da olabilir. Yeni haftanızda bu tür konularda muazzam ilerlemeler kaydedeceksiniz. Harekete geçmenin tam sırası şimdi.
ASLAN (23 Temmuz-22 Ağustos) İhtiyacını hissettiğiniz yardımları çevrelerinizden alacaksınız sevgili yengeçler. Ailevi yaşamlarınızda yeniliklere yöneleceksiniz. Yaşlı bir yakınınızdan çok değerli bir hediyeniz veya bir mirasınız var.
BAŞAK (23 Ağustos-22 Eylül) Hiç sevmesenizde gelecek günlerde kişisel görüşlerinizi sonuna kadar savunmak zorunda kalacaksınız sevgili başaklar. Eski anlaşmalara son verecek hatta tüm bağları koparmayı bile düşüneceksiniz.
TERAZİ (23 Eylül-22 Ekim) Geçen haftalardan beri süregelen bariz bir yavaş
| | |
| |